Alanya Ceza Avukatı ve Ceza Hukuku
Ceza hukuku bir eylemin suç sayılıp sayılmayacağını ve karşılığında hangi yaptırımın uygulanacağını belirler; ceza muhakemesi hukuku ise bu belirlemenin hangi usulle yapılacağını düzenler. Bir dosyada karşılaşılan sorunların bir kısmı eylemin nitelendirilmesine, önemli bir kısmı ise izlenen usule ilişkindir.
Süreç çoğu zaman bir şikâyet, ihbar veya kolluk tutanağıyla başlar. Bu andan itibaren şüpheli sıfatını taşıyan kişi bakımından susma, müdafi yardımından yararlanma ve lehe delillerin toplanmasını isteme gibi haklar doğar. Aynı süreç, suçtan zarar gören bakımından da şikâyet süresi, delillerin korunması ve davaya katılma gibi ayrı başlıklar barındırır.
Ceza yargılamasında süreler kısadır ve çoğu kesindir. İfade ve sorgu aşaması, koruma tedbirlerine karşı başvuru, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz ve kanun yollarına başvuru bakımından öngörülen sürelerin kaçırılması hâlinde sonradan telafi çoğu zaman mümkün olmaz.

Temel çalışma alanları
Ceza Hukukunda Başlıca Uyuşmazlıklar
Ceza dosyalarında karşılaşılan sorunlar hem isnat edilen eylemin nitelendirilmesine hem de yargılamanın usulüne ilişkindir. Aynı olay, unsurlarına ve tarafların sıfatına göre farklı suç tiplerinin kapsamına girebilir; görevli mahkeme, izlenecek usul ve başvurulabilecek yollar da buna göre değişir.
Şüphelinin ve Sanığın Hakları
İfade alma ve sorgudan önce kişiye yüklenen suç anlatılır; müdafi seçme hakkının bulunduğu ve müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunabileceği bildirilir. Yakalanan kişinin yakınlarından istediğine, yakalandığı derhâl bildirilir. Ayrıca yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni bir hak olduğu söylenir; şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır.
Müdafi yardımından yararlanma hakkı kural olarak talebe bağlı olarak kullanılır; müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden kişi için, istemi hâlinde baro tarafından müdafi görevlendirilir. Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın çocuk olması, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise müdafi görevlendirilmesi istem aranmaksızın yapılır.
Kanun, iradeyi bozan yöntemleri açıkça yasaklamıştır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma ile bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz; kanuna aykırı bir yarar da vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade ise, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bulguların hükme esas alınamayacağı kuralı, hem Anayasa’da hem de Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alır. Hükmün böyle bir delile dayanması kanun yolunda başlı başına bozma nedenidir. Bu nedenle delilin nasıl elde edildiği, içeriği kadar belirleyici olabilir.
Koruma Tedbirleri: Yakalama, Gözaltı, Tutuklama ve Adli Kontrol
Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; bu zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süresi, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar yazılı olarak uzatılabilir. Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu sürelerin sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılarak sorguya çekilir; sorguda müdafi de hazır bulunur. Kanun, suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak üzere sayılan bazı suçlarda kolluk amirleri tarafından da gözaltına alınabilmesini ayrıca düzenlemiştir.
Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde söz konusu olabilir. Kanun, işin önemi ile verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbirine göre ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceğini ayrıca düzenlemiştir. Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez; vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu sınırlamanın dışında tutulmuştur.
Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin bulunduğu hâllerde tutuklama yerine başvurulabilen bir tedbirdir; kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de uygulanabilir ve kovuşturma evresinde de gündeme gelebilir. Yurt dışına çıkamamak, hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, konutu veya belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, belirli taşıtları kullanamamak, silah bulunduramamak ve güvence yatırmak kanunda sayılan yükümlülükler arasındadır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin elektronik cihazlar kullanılarak izlenmesi de mümkündür. Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir; yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediği belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir ve kanun azami adli kontrol süreleri öngörmüştür.
Soruşturma evresinde tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediği, en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından ve şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilerek yeniden değerlendirilir; bu inceleme şüpheli tarafından da istenebilir. Kovuşturma evresinde ise mahkeme, her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında bu konuda karar verir. Ayrıca her aşamada tahliye talebinde bulunulabilir ve tutuklama kararına itiraz edilebilir. Kanun, tutuklulukta geçirilebilecek azami süreleri de ayrıca sınırlamıştır; bu süreler mahkemenin görevine, soruşturma veya kovuşturma evresine, suç tipine ve şüphelinin yaşına göre değişir.
Kanunda sayılan hâllerde koruma tedbirleri nedeniyle Devletten maddi ve manevi tazminat istenmesi de mümkündür. Bu hâller arasında koşulları oluşmadan yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve elkoyma yanında; kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatine karar verilmesi de yer alır. Tazminat istemi, karar veya hükmün kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülebilir.
Suç Tipleri ve Usule Etkileri
Kişilere karşı işlenen suçlar arasında kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdit, hakaret ve konut dokunulmazlığının ihlali yer alır. Bu suçların bir kısmı şikâyete bağlıdır; bir kısmı ise uzlaştırma kapsamındadır. Kapsam suç tipine ve suçun hangi şekilde işlendiğine göre değişir; hakaret suçu 2024 ve 2025 yıllarında yapılan değişikliklerle uzlaştırma kapsamından çıkarılmış ve — kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hâli hariç olmak üzere — ön ödeme kapsamına alınmıştır. Bu iki nitelik dosyanın seyrini baştan değiştirdiğinden her dosyada ayrıca belirlenmesi gerekir.
Malvarlığına karşı işlenen suçlarda hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve mala zarar verme öne çıkar. Bu suçların temel şekilleri ile nitelikli hâlleri hem ceza hem de izlenecek usul bakımından ayrı sonuçlara bağlanmıştır; uzlaştırma kapsamı kural olarak temel şekillerle sınırlıdır. Görevli mahkeme, ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırına göre belirlenir; bu nedenle bazı nitelikli hâllerde dosya ağır ceza mahkemesinde görülür.
Trafiğe ilişkin olaylarda idari yaptırım ile suç ayrımı önem taşır. Alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmaya bağlı idari para cezası ile sürücü belgesinin geri alınması ya da iptali Karayolları Trafik Kanunu kapsamındadır; kanun bu yaptırımların, fiil ayrıca bir suç oluştursa bile uygulanacağını öngörmüştür. Bunun yanında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde araç kullanmak Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bir trafik olayında yaralanma veya ölüm meydana gelmişse taksirle işlenen suçlara ilişkin hükümler ayrıca değerlendirilir; taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlı olmakla birlikte kanun bazı hâllerde şikâyet aranmayacağını öngörmüştür.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeye ilişkin dosyalarda, kullanmak için satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak ile bu maddelerin imal ve ticareti birbirinden ayrı suç tipleridir; ayrım hem cezayı hem izlenecek usulü kökten değiştirir. Kullanmak için bulundurma bakımından kanun, kamu davasının açılmasının ertelenmesini ve bu süre içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını öngörmüştür; yükümlülüklere uyulması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret suçları bakımından uzlaştırma yoluna gidilemez. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların bir kısmı şikâyete bağlı olmakla birlikte usul bakımından ayrı kurallara tabidir.
Görev, Yetki ve Zamanaşımı
Kanunların ayrıca görev verdiği hâller saklı kalmak üzere; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlar ile yağma, irtikâbın kanunda gösterilen ilk iki fıkrası, resmî belgede sahteciliğin ikinci fıkrası ve hileli iflas suçları, Devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve Devlet sırlarına karşı suçlara ilişkin bölümlerde tanımlanan suçlar — kanunun ayrıca hariç tuttuğu maddeler dışında — ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ağır ceza mahkemesinde görülür. Bunların dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemesi bakar. Görevin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırı esas alınır. Nitelikli dolandırıcılık suçu, 2025 yılı sonunda yapılan bir değişiklikle ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarılmıştır; değişiklik tarihinde derdest olan dosyalar bakımından ayrı bir geçiş kuralı öngörülmüştür.
Yetki bakımından kural, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Kanun; teşebbüs, kesintisiz suçlar, zincirleme suçlar ve basın yoluyla işlenen suçlar gibi hâller için ayrıca yetki kuralları öngörmüştür. Bilişim sistemlerinin ya da banka veya kredi kartlarının kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, şikâyet hakkı olan kişi fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre her hâlde dava zamanaşımı süresini aşamaz. Hakaret suçu bakımından kanun ayrıca, şikâyet süresinin fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceğini öngörmüştür.
Bunun yanında dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı olmak üzere iki ayrı kurum vardır. Dava zamanaşımı, belirli süre geçtikten sonra kamu davasının düşmesi sonucunu doğurur; ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş cezanın infaz edilememesine ilişkindir. Her iki sürenin uzunluğu suçun gerektirdiği cezanın ağırlığına göre değişir. Kanun, sınırlı sayıda ağır suç bakımından zamanaşımının işlemeyeceğini ayrıca öngörmüştür.
Adım adım süreç
Ceza Süreci Nasıl İlerler?
Şikâyet, İhbar ve Soruşturmanın Başlaması
Soruşturma, Cumhuriyet savcısının suç işlendiği izlenimini veren bir hâli ihbar yoluyla veya başka bir suretle öğrenmesiyle başlar; savcı bu andan itibaren şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür.
İhbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan ihbar ve şikâyet ilgili başsavcılığa gönderilir. Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar bakımından Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da başvurulabilir. Bir kamu göreviyle bağlantılı olarak işlendiği ileri sürülen suçlarda ilgili kurum idaresine yapılan başvuru da gecikmeksizin başsavcılığa gönderilir.
Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık süre içinde şikâyette bulunulmamış olması soruşturma engeline dönüşür. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise soruşturma re’sen yürütülür; bu suçlarda mağdurun beyanı ihbar niteliğindedir ve vazgeçme tek başına dosyayı sona erdirmez.
Soruşturma Evresi: İfade, Koruma Tedbirleri ve İddianame
Bu evrede şüphelinin ifadesi alınır, lehe ve aleyhe deliller toplanır, gerektiğinde koruma tedbirlerine başvurulur.
Soruşturma evresi, savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla kural olarak gizlidir. Müdafi soruşturma dosyasının içeriğini inceleyebilir ve belgelerden harçsız örnek alabilir. Bu yetki ancak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hâllerde, hâkim kararıyla ve yalnızca kanunda sınırlı olarak sayılan suçlarda kısıtlanabilir; kısıtlama kararı verilse dahi ifade tutanağı ile bilirkişi raporları kapsam dışındadır ve iddianamenin kabulüyle birlikte dosyanın tamamı incelenebilir hâle gelir. Aynı haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.
Soruşturmanın sonunda Cumhuriyet savcısı ya iddianame düzenler ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının görev yaptığı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.
İddianamenin görevli ve yetkili mahkemece kabul edilmesiyle kovuşturma evresi başlar ve şüpheli sanık sıfatını alır.
Kovuşturma Evresi: Duruşma, Deliller ve Hüküm
Duruşma kural olarak sanığın hazır bulunmasıyla yapılır; kanunun ayrık tuttuğu hâller dışında hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını ya da müsadereyi gerektirmesi hâlinde sanık gelmese de duruşma yapılabilir; bu hâlde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı belirtilir. Toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa dahi dava sanığın yokluğunda bitirilebilir.
Yargılamada tanık beyanları, belgeler, bilirkişi raporları, keşif ve kanunda öngörülen koruma tedbirlerinden elde edilen kayıtlar birlikte değerlendirilir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
Yargılamanın sonunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarından biri verilir.
Kanun Yolları ve İnfaz
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde başvurulur. Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi de gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz ise, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. Bu süreler 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından geçerlidir; bu tarihten önce verilen kararlarda önceki süreler uygulanmaya devam eder.
Kanun, hem istinaf hem temyiz bakımından bazı kararları başvuru yolunun dışında bırakmıştır; bu sınırlar kimi hâlde cezanın türü ve süresine, kimi hâlde adli para cezasının miktarına göre belirlenir. Bu nedenle hangi karara karşı hangi yolun açık olduğu her dosyada ayrıca belirlenir.
Hüküm kesinleştikten sonra infaz aşaması başlar; bu aşamada uygulanacak kurallar Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir.
Basitleştirilmiş ve alternatif usuller
Uzlaştırma, Ön Ödeme, Seri Muhakeme ve Basit Yargılama
Uzlaştırma
Uzlaştırma, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile kanunda ayrıca sayılan suçlar bakımından uygulanan bir yoldur. Uygulanabilmesi için mağdurun ya da suçtan zarar görenin gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması gerekir. Diğer kanunlarda düzenlenen suçlarda, suç şikâyete bağlı değilse, uzlaştırmaya gidilebilmesi için kanunda açık hüküm bulunması aranır.
Kanunda sayılan suçlar arasında kasten yaralamanın nitelikli hâlleri dışında kalan biçimleri, taksirle yaralama, tehdidin temel şekli, konut dokunulmazlığının ihlali, iş ve çalışma hürriyetinin ihlalinin belirli hâlleri, hırsızlığın ve dolandırıcılığın temel şekilleri, güveni kötüye kullanmanın belirli hâlleri, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi ile çocuğun kaçırılması ve alıkonulması yer alır. Nitelikli hırsızlık ve nitelikli dolandırıcılık kapsam dışındadır; bu nedenle dosyada nitelikli hâlin bulunup bulunmadığı belirleyicidir.
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret, şikâyete bağlı olsalar dahi uzlaştırma kapsamı dışındadır. Hakaret suçu bakımından kanun, uzlaştırma yerine ön ödeme kurumunu öngörmüştür; ancak kanun bu kaydı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hâlini açıkça hariç tutarak kurmuştur. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz; ancak birlikte işlenen diğer suç ön ödeme kapsamındaysa, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.
Uzlaşma teklifinin kabul veya reddi serbesttir. Teklifte bulunulduktan sonra yedi gün içinde karar bildirilmezse teklif reddedilmiş sayılır. Teklifin reddi, soruşturmanın olağan seyrinde devam etmesi sonucunu doğurur; bununla birlikte taraflar, en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar uzlaştıklarını beyan edebilirler. Uzlaştırma girişimi sonuçsuz kalırsa aynı dosyada yeniden uzlaştırma yoluna gidilemez.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin bir defada yerine getirilmesi hâlinde soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma evresinde ise davanın düşmesine karar verilir. Edimin ileri tarihe bırakılması, taksite bağlanması veya süreklilik göstermesi hâlinde soruşturma evresinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine, kovuşturma evresinde ise durma kararına hükmedilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez ve edim yerine getirilmezse süreç kaldığı yerden devam eder. Uzlaşmanın mağdurun tazminat hakkı bakımından ayrıca bir sonucu vardır; bu, mağdurun konumunun ele alındığı bölümde açıklanmıştır.
Uzlaştırma, hukuk uyuşmazlıklarındaki arabuluculuktan ayrı bir kurumdur. Cumhuriyet başsavcılığı bünyesindeki uzlaştırma bürosu eliyle yürütülür, uzlaştırmacı resmî listelerden görevlendirilir, müzakerelerde yapılan açıklamalar sonraki aşamalarda delil olarak kullanılamaz ve sonucu ceza muhakemesine ilişkindir. Uzlaştırmaya başvurulmuş olması bir dava şartı değildir; kurum, kanunun saydığı suçlarda soruşturma ve kovuşturma evrelerinde re’sen işletilir.
Ön Ödeme
Ön ödeme, uzlaşma kapsamı dışında kalan ve yalnız adli para cezasını gerektiren ya da hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlar ile kanunda ayrıca sayılan bazı suçlar bakımından uygulanır. Hakaret suçu, kanunda ayrıca sayılan suçlar arasındadır; kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hâli ise bu kaydın dışında tutulmuştur.
Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebliğ üzerine, kanunda gösterilen miktarın soruşturma giderleriyle birlikte on gün içinde ödenmesi hâlinde kamu davası açılmaz. Aynı süre içinde failin talep etmesi koşuluyla ödemenin birer ay arayla üç eşit taksitte yapılmasına Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir; bu, takdire bırakılmış bir yetki değildir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde ön ödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ön ödemeye bağlı olarak verilen karardan itibaren beş yıl içinde ön ödemeye tabi bir suç işleyen faile teklif edilecek miktar yarı oranında artırılır. Ön ödeme yalnızca soruşturma evresine özgü değildir: özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi hâlinde de fail, hâkim tarafından yapılacak bildirim üzerine belirlenen miktarı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer. Aynı hüküm, kapsama giren bir suç nedeniyle ön ödeme işlemi yapılmadan dava açılması ya da dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle kapsama giren bir suça dönüşmesi hâlinde de uygulanır. Ön ödeme sonucunda kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması ise kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.
Seri Muhakeme Usulü
Seri muhakeme usulü, kanunda sınırlı olarak sayılan suçlar bakımından, soruşturma evresi sonunda ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemiş olması hâlinde gündeme gelir. Kapsamdaki suçlar arasında trafik güvenliğini tehlikeye sokmanın ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulmasının belirli hâlleri, mühür bozma, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, gürültüye neden olma, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama ile ateşli silahlar, orman ve kooperatifler mevzuatındaki bazı suçlar yer alır.
Şüphelinin müdafi huzurunda usulün uygulanmasını kabul etmesi hâlinde Cumhuriyet savcısı yaptırımı belirler ve görevli mahkemeden bu usulün uygulanmasını yazılı olarak talep eder. Yaptırım, kanuni sınırlar arasında belirlenen temel cezadan yarı oranında indirim uygulanarak bulunur; koşulları varsa hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya ertelenebilir.
Mahkeme şüpheliyi müdafi huzurunda dinler. Koşulların gerçekleştiği ve dosyadaki delillere göre mahkûmiyet gerektiği sonucuna varırsa, talepte belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere hüküm kurar; aksi hâlde talebi reddeder ve dosya genel hükümlere göre sonuçlandırılmak üzere savcılığa gönderilir. Kurulan hükme karşı itiraz yolu açıktır; itiraz mercii incelemesini kanunda gösterilen koşullarla sınırlı olarak yapar.
Usulün geçerli biçimde uygulanabilmesi, şüphelinin özgür iradesiyle ve müdafi huzurunda kabul beyanında bulunmasına bağlıdır. Usulün herhangi bir sebeple tamamlanamaması hâlinde kabul beyanı ve buna ilişkin belgeler, sonraki soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz. Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin kabul etmemesi ile kapsama girmeyen bir suçun birlikte işlenmiş olması, bu usulün uygulanmasına engeldir.
Basit Yargılama Usulü
Basit yargılama usulünün uygulanmasına, asliye ceza mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra, adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ya da daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda karar verilebilir. Duruşma günü belirlendikten sonra bu usule geçilemez.
Usulün uygulanmasına karar verilirse iddianame sanığa, mağdura ve şikâyetçiye tebliğ edilir; beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Bu süre dolduktan sonra duruşma yapılmaksızın karar verilir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Koşulları varsa kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir ya da hapis cezası ertelenebilir. Mahkeme gerekli görürse, hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edebilir.
Yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlarda bu usul uygulanmaz. Kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uygulanmaz.
Karara karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir; süresinde itiraz edilmeyen hüküm kesinleşir. İtiraz üzerine dosya, duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edilmek üzere başka bir asliye ceza mahkemesine ya da başka bir hâkime gönderilir. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilirse duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.
İtiraz üzerine yargılamayı yapan mahkeme, basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. İtiraz sanık dışındaki kişilerce yapılmışsa dörtte birlik indirim uygulanır; itirazın sanık tarafından yapıldığı hâllerde ise bu indirim uygulanmaz ve sonuçta daha ağır bir ceza da belirlenebilir. Bu nedenle karara itiraz edilip edilmeyeceği, dosyanın delil durumu ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir tercihtir. İtiraz üzerine verilen hükme karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, uzlaştırma ve ön ödeme kapsamı dışında kalan ve üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasının beş yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesidir. Kanun bu kurumun uygulanmayacağı hâlleri ayrıca saymıştır. Bu usullerin atlanmasının bir yaptırımı da vardır: ön ödemeye, uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde bu usuller uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet başsavcılığına iadesine karar verilir; iddianame verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde iade edilmezse kabul edilmiş sayılır.
Suçtan zarar görenler
Mağdurun ve Şikâyetçinin Konumu
Ceza muhakemesi yalnızca şüpheli ve sanık bakımından değil, suçtan zarar gören bakımından da haklar ve süreler barındırır. Mağdurun soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteme, soruşturmanın gizliliğini ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme, vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini inceletme ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etme hakkı vardır. Kovuşturma evresinde ise duruşmadan haberdar edilme, davaya katılma, tanıkların davetini isteme ve tutanaklardan örnek alma imkânı bulunur.
Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda vekili bulunmayan mağdur, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir; mağdurun çocuk, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malul olması hâlinde ise vekil görevlendirilmesi için talep aranmaz.
Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık şikâyet süresi, fiilin ve failin kim olduğunun bilinmesinden itibaren işlemeye başlar ve her hâlde dava zamanaşımı süresini aşamaz. Hakaret suçu bakımından kanun ayrıca, şikâyet süresinin fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceğini öngörmüştür. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise soruşturma re’sen yürütüldüğünden, mağdurun başvurusu ihbar niteliğindedir.
Kovuşturma evresinde suçtan zarar gören, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar her aşamada şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılan sıfatını alabilir. Katılan sıfatını almak, dosyayı takip etmek ve usul haklarını kullanmak bakımından önemlidir. Bununla birlikte kanun yollarına başvurma imkânı yalnızca katılan sıfatını almış olanlara tanınmış değildir; katılma istemi karara bağlanmamış ya da reddedilmiş olanlar ile katılan sıfatını alabilecek biçimde suçtan zarar görmüş bulunanlar bakımından da kanun yolları açıktır. Buna karşılık kanun yolu aşamasında ilk kez katılma isteminde bulunulamaz; ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan veya reddedilen istemler, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenir.
Suçtan doğan maddi ve manevi zararların tazmini kural olarak hukuk mahkemelerinde açılacak dava yoluyla istenir. Kanun bu ilişkiyi hukuk hâkiminin nelerle bağlı olmadığını belirterek kurmuştur: hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla da bağlı değildir; ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin kesinleşmiş tespitlerinin hukuk hâkimi bakımından bağlayıcı olup olmadığı ise kanunda düzenlenmemiş olup yargı kararlarıyla şekillenmektedir. Beraat kararı da tek başına tazminat talebini ortadan kaldırmaz.
Uzlaşmanın bu yol üzerinde doğrudan bir etkisi vardır ve mağdur bakımından belirleyicidir: uzlaşma sağlandığında, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan da feragat edilmiş sayılır. Yani uzlaşma belgesinde kararlaştırılan edimin kapsamı, sonradan istenebilecek tazminatın da sınırını çizer. Bu nedenle uzlaşma teklifi değerlendirilirken yalnızca ceza sürecine ilişkin sonucu değil, zararın tamamının belgeye yansıtılıp yansıtılmadığı da gözetilmelidir.
Şikâyetten vazgeçme, kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda ve kanunda aksi yazılı olmadıkça davanın düşmesi sonucunu doğurur. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda vazgeçme davayı sona erdirmez; böyle dosyalarda mağdurun beyanı ile zararın giderilip giderilmediği, kanunda öngörülen indirim ve erteleme kurumları bakımından ayrıca değerlendirilir.
Hüküm ve sonrası
Kanun Yolları, Yaptırımlar ve İnfaz
Kanun yollarına başvuru süreleri kısadır ve süresinde başvurulmaması hükmün kesinleşmesi sonucunu doğurur. İstinaf ve temyiz başvurusu, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta; hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği mahkeme kararlarına karşı itiraz ise kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde yapılır.
Mahkûmiyet hâlinde hükmedilen cezanın niteliği ve infaz biçimi ayrıca değerlendirme gerektirir. Bir yıl veya daha az süreyle hükmedilen hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır. Kısa süreli hapis cezası; suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, kanunda sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilir. Kanun bazı hâllerde bu çevirmeyi zorunlu tutmuş, bazı hâllerde ise adli para cezasına çevrilmesini engellemiştir.
İki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ertelenmesine de karar verilebilir; bu üst sınır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olanlar bakımından üç yıldır. Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede bir kanaat oluşması aranır. Erteleme hâlinde bir denetim süresi belirlenir; bu süre uygun biçimde geçirildiğinde ceza infaz edilmiş sayılır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, koşulları varsa mahkemenin kurduğu hükmü açıklamayarak sanığı belirli bir denetim süresine tabi tutmasıdır. Bu karar, yargılama sonunda hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması hâlinde gündeme gelir; ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği yönünde bir kanaate varılması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi aranır. Kurumu düzenleyen fıkralar 16 Temmuz 2026 tarihli değişiklikle yeniden yazılmış; aynı fıkralar bakımından Anayasa Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2025 tarihli iptal kararı ise 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek biçimde verilmiştir. Bu iki düzenlemenin birlikte doğuracağı sonuç tartışmalı olduğundan, kurumun somut dosyanın tarihinde hangi hâliyle uygulanacağı güncel kanun metnine göre ayrıca belirlenmelidir. Karar verilmesi hâlinde beş yıllık denetim süresi işler; bu süre yükümlülüklere uygun geçirilirse davanın düşmesine karar verilir, kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde hüküm açıklanır. Karara karşı kural olarak istinaf yolu açıktır. Kanun, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından bu kurumun uygulanmayacağını öngörmüştür. Bu hükümler yakın tarihte yeniden düzenlendiğinden, eski tarihli kaynaklardaki açıklamalar güncel durumu yansıtmayabilir.
İnfaz aşamasında koşullu salıverilme, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı ve infazın ertelenmesi gibi kurumlar gündeme gelir. Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. Kanun, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm olanların yirmi dört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm olanların ise cezalarının yarısını infaz kurumunda çekmelerini aramış; ayrıca saydığı suç grupları bakımından daha yüksek oranlar öngörmüştür. Bu kurumlardan yararlanma koşulları suç tipine, cezanın süresine ve hükümlünün durumuna göre değişir; kanun bazı suçlar bakımından daha ağır koşullar öngörmüş, ayrıca geçici hükümlerle suç tarihine göre farklı rejimler getirmiştir.
Uluslararası dosyalar
Yabancılık Unsuru Taşıyan Ceza Dosyaları
Şüphelinin, sanığın veya mağdurun yabancı uyruklu olması ya da taraflardan birinin yurt dışında bulunması, ceza muhakemesinde ek güvenceler ve ayrı usul adımları gerektirir. Bu adımlar atlanırsa hem savunma hakkı hem de sürecin ilerleyişi etkilenir. Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır; fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi ya da neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde suç Türkiye’de işlenmiş sayılır.
Tercüman, Bildirim ve Savunma Hakkı
Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için tercüman görevlendirilir; duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüman aracılığıyla aktarılır. Bu tercümanın gideri yargılama gideri sayılmaz ve Devlet Hazinesince karşılanır. Bunun yanında sanık, iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir; bu hâlde tercümanı sanık seçer ve bu tercümanın gideri Devlet Hazinesince karşılanmaz.
Yakalanan veya gözaltına alınan yabancının durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir. Konsolosluk memurlarının, gözaltındaki veya tutuklu vatandaşlarını ziyaret etme, onlarla görüşme ve mahkemeler önünde temsilini sağlama hakkı uluslararası sözleşmeyle de güvence altına alınmıştır.
Müdafi yardımından yararlanma hakkı uyruk farkı gözetilmeksizin geçerlidir.
Yurt Dışına Çıkış, Yokluk ve Tebligat
Adli kontrol yükümlülüklerinden biri yurt dışına çıkamamaktır; kanun ayrıca belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ve belirlenen yer veya bölgelere gitmemek yükümlülüklerini de saymıştır. Ülkede yerleşik olmayan bir şüpheli veya sanık bakımından bu tedbir, dosyanın pratik seyrini önemli ölçüde etkiler. Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir; yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediği ayrıca belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir ve kanun azami adli kontrol süreleri öngörmüştür.
Sanığın yurt dışında bulunması hâlinde, kanunun aradığı koşullarla istinabe yoluyla sorgu gündeme gelebilir; kanun, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçları bu yolun dışında tutmuştur. Ses ve görüntü aktarımı suretiyle sorgu ise kanunda yurt içinde bulunan sanık bakımından öngörülmüştür. Yurt dışında bulunanlara tebligat kural olarak ilgili devletin yetkili makamı aracılığıyla yapılır; Türk büyükelçiliği veya konsolosluğu aracılığıyla doğrudan tebligat, muhatabın Türk vatandaşı olması hâlinde mümkündür. Bu aşama süreleri fiilen uzatan bir unsurdur.
Kendisine ulaşılamayan ve yabancı ülkede bulunan sanık bakımından kaçaklık hükümleri uygulanabilir. Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir; ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Duruşma yapılan hâllerde müdafi yoksa barodan müdafi görevlendirilmesi istenir.
Mahkûmiyetin İkamet ve Giriş Bakımından Sonuçları
Türk Ceza Kanunu, işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancının durumunun; denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her hâlde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhâl İçişleri Bakanlığına bildirileceğini öngörmektedir.
Bu nedenle ceza dosyası ile ikamet izni, sınır dışı etme ve giriş yasağına ilişkin idari süreçlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. İki süreç ayrı usullere ve ayrı başvuru yollarına tabidir; ceza dosyasında ulaşılan sonuç idari süreçte kendiliğinden aynı sonucu doğurmaz. Bununla birlikte Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler hakkında sınır dışı etme kararı alınacağını öngörmektedir; kanun ayrıca hakkında sınır dışı etme kararı alınmayacak hâlleri de saymıştır.
Sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir; bu konuda verilen karar kesindir. Dava açma süresi içinde ve yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi yasaklanır. Giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır; kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre en fazla on yıl daha artırılabilir. Buna karşılık kanun, vize veya ikamet izni süresi sona erdikten sonra kendiliğinden çıkış için başvuran ve idari para cezalarını ödeyen yabancılar ile Türkiye’yi terke davet edilip süresinde çıkanlar bakımından giriş yasağı kararı alınmayabileceğini öngörmüştür.
İade ve Yer Bakımından Uygulama
Bir kişinin yabancı bir devlete iadesi ayrı bir kanunda düzenlenmiştir. Türk vatandaşları kural olarak iade edilmez; iade talebi hakkında karar vermeye kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi yetkilidir. Kanun ayrıca, iade sürecinde bulunan yabancının merkezî makamın görüşü alınmadan sınır dışı edilemeyeceğini öngörmüştür.
Sürecin ters yönü de aynı kanunda düzenlenmiştir. Soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlandırılabilmesi ya da verilen mahkûmiyet kararının infazı amacıyla, yabancı bir ülkede bulunan ve hakkında yakalama emri veya tutuklama kararı verilen kişinin Türkiye’ye iadesi adli merciler tarafından istenebilir. Bu talep için kanun eşik öngörmüştür: üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı iade talep edilebilir; kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarında ise hükmolunan hapis cezasının en az dört ay olması gerekir. Kişinin birden fazla suçu bulunması hâlinde, bazılarının cezası bu sürelerin altında olsa dahi birlikte iadeye konu edilebilir. Talebin yabancı devlete gönderilmesi merkezî makamın uygun görmesine bağlıdır; kanun, iade şartlarının taşınmaması, infaz süresi karşısında kişi yararı ile kamu yararı arasında açık orantısızlık bulunması ve millî güvenliğin veya uluslararası ilişkilerin zarar görme ihtimali hâllerinde talebin gönderilmeden reddedilebileceğini öngörmüştür.
Değerlendirme ölçütleri
Ceza Sürecinde Değerlendirme Ölçütleri
Ceza dosyalarında izlenecek yol; isnat edilen eylemin niteliğine, sürecin hangi evrede bulunduğuna ve dosyadaki delillerin durumuna göre belirlenir. İlk değerlendirmede soruşturma numarası, varsa tutanaklar, tebliğ edilen belgeler ve işlemeye başlamış süreler birlikte ele alınabilir.
Şüpheli ve sanık bakımından ifade ve sorgu aşaması, koruma tedbirlerine karşı başvuru yolları ve kanun yolu süreleri; suçtan zarar gören bakımından ise şikâyet süresi, delillerin korunması ve davaya katılma dosya özelinde değerlendirilir.
Yabancı uyruklu şüpheli, sanık veya mağdurun bulunduğu dosyalarda tercüman görevlendirilmesi ve konsolosluk bildirimi, yurt dışına çıkış yükümlülükleri, yurt dışına tebligat ve mahkûmiyetin idari sonuçları ayrıca önem taşır.
Büronun faaliyet gösterdiği alanlar arasında ceza hukukundan doğan uyuşmazlıklar yer almaktadır. Görüşme talebi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Merak edilenler
Sık Sorulan Sorular
Gözaltına alınan kişi ne kadar süre tutulabilir?
Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; bu zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir; uzatma emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa en geç bu sürelerin sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılarak sorguya çekilir. Yakalama işlemine, gözaltına almaya ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin yazılı emre karşı, serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurulabilir.
İfadeye çağrıldım, müdafi olmadan ifade verebilir miyim?
Müdafi yardımından yararlanmak bir haktır ve ifade alınmadan önce hatırlatılır. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden kişi için, istemi hâlinde baro tarafından müdafi görevlendirilir. Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın çocuk olması, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesi için istem aranmaz. Ayrıca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Şikâyetimi geri alırsam dava düşer mi?
Bu, suçun şikâyete bağlı olup olmadığına göre değişir. Kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar görenin vazgeçmesi davanın düşmesi sonucunu doğurur. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise vazgeçme davayı sona erdirmez; böyle dosyalarda mağdurun beyanı ile zararın giderilip giderilmediği, kanunda öngörülen indirim ve erteleme kurumları bakımından ayrıca değerlendirilir. Hükmün kesinleşmesinden sonra yapılan vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
Uzlaşma teklifini kabul etmek zorunda mıyım?
Uzlaştırma teklifinin kabulü veya reddi serbesttir; teklifin reddedilmesi soruşturmanın olağan seyrinde devam etmesi sonucunu doğurur. Teklifte bulunulduktan sonra yedi gün içinde karar bildirilmezse teklif reddedilmiş sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin bir defada yerine getirilmesi hâlinde soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma evresinde davanın düşmesine karar verilir. Edimin ileri tarihe bırakılması, taksite bağlanması veya süreklilik göstermesi hâlinde ise kamu davasının açılmasının ertelenmesine, kovuşturma evresinde durma kararına hükmedilir. Uzlaşma sağlandığında, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç olmak üzere, aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan da feragat edilmiş sayılır. Uzlaştırma yalnızca kanunda öngörülen suçlar bakımından mümkündür; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret kapsam dışındadır. Kanun ayrıca, mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçları da uzlaştırma kapsamına almıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlâ uygulanıyor mu?
Bugün itibarıyla uygulanmaktadır; ancak kurumun geleceği belirsizdir. Kurumu düzenleyen fıkralar 16 Temmuz 2026 tarihli değişiklikle yeniden yazılmış, aynı fıkralar bakımından Anayasa Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2025 tarihli iptal kararı ise 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek biçimde verilmiştir. Bu iki düzenlemenin birlikte doğuracağı sonuç tartışmalı olduğundan, karar tarihinde yürürlükteki kanun metninin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. Yürürlükteki düzenlemeye göre, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate varılması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşullarıyla bu karar verilebilir. Karar üzerine beş yıllık denetim süresi uygulanır; süre yükümlülüklere uygun geçirilirse davanın düşmesine karar verilir. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bu kurumun kapsamı dışındadır. Koşulların somut dosyada bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi, ne yapabilirim?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının görev yaptığı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. İtiraz yerinde görülürse Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. İtirazın reddi hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesine ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince karar verilmesine bağlıdır.
Yabancı uyruklu bir kişinin Türkiye’deki ceza yargılamasında hangi hakları vardır?
Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için tercüman görevlendirilir; bu tercümanın gideri yargılama gideri sayılmaz ve Devlet Hazinesince karşılanır. Buna karşılık sanığın, iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapması hâlinde tercümanı kendisi seçer ve bu tercümanın gideri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Yakalanan veya gözaltına alınan yabancının durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir. Müdafi yardımından yararlanma hakkı uyruk farkı gözetilmeksizin geçerlidir. Bunun yanında hapis cezasına mahkûmiyet, sınır dışı etme ve ikamet iznine ilişkin idari süreçler bakımından ayrıca sonuç doğurabilir; bu süreçler ceza dosyasından ayrı yürür ve kendi başvuru sürelerine tabidir.
İlgili çalışma alanları
Bu sayfadaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olayın koşulları farklı olduğundan, hukuki değerlendirme dosyaya özgü yapılmalıdır.
Sayfada yer alan bilgiler, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde, uzmanlık anlamına gelmemek üzere büronun faaliyet gösterdiği alanlar hakkında bilgi verilmesi amacıyla yayımlanmıştır; iş elde etme amacı taşımaz.
Bu sayfanın görüntülenmesi veya sayfada yer alan bağlantılar ile iletişim bilgileri üzerinden iletişim kurulması, avukat ile başvuran arasında vekâlet ilişkisi kurulduğu anlamına gelmez ve işin kabul edildiği anlamına gelmez.
Sayfadaki bilgiler ve süreler 4 Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata göre hazırlanmıştır. Mevzuat değişebileceğinden, süre hesabı her hâlde güncel kanun metnine göre yapılmalıdır.
Ceza yargılamasında her dosyanın koşulları, isnat edilen fiil, deliller ve yargılamanın bulunduğu aşamaya göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren dosyanın bütün olarak değerlendirilmesi, usule ilişkin sürelerin takip edilmesi ve savunma haklarının etkin biçimde kullanılması önem taşımaktadır.

Merve Kartal
Avukat
