Alanya Boşanma Avukatı ve Aile Hukuku

Boşanma süreci yalnızca evlilik birliğinin sona erdirilmesinden ibaret değildir. Velayet, nafaka, çocukla kişisel ilişki, mal rejiminin tasfiyesi ve aile konutu gibi konular da tarafların geleceğini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sürecin başında atılan adımların ve ileri sürülecek taleplerin somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi önem taşır.

Alanya’da Türk vatandaşlarının yanı sıra farklı ülkelerden kişilerin de yaşamını sürdürmesi, aile hukuku uyuşmazlıklarında yabancılık unsurunun sıkça gündeme gelmesine neden olabilmektedir. Yabancı uyruklu eşler, yurt dışında yapılmış evlilikler, farklı ülkelerde yaşayan çocuklar, yabancı mahkeme kararları ve yurt dışında bulunan malvarlığı bu kapsamda ayrıca değerlendirilmesi gereken konular arasındadır.

Bu sayfada boşanma ve aile hukukunda sık karşılaşılan uyuşmazlıklar, boşanma sürecinin temel aşamaları ve yurt dışı bağlantılı aile hukuku konuları genel hatlarıyla açıklanmaktadır. Her uyuşmazlığın özellikleri farklı olduğundan hukuki değerlendirme somut olay üzerinden yapılmalıdır.

Alanya'da avukatlık bürosunda hukuki danışmanlık görüşmesi

Temel çalışma alanları

Aile Hukukunda Başlıca Uyuşmazlıklar

Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar çoğu zaman birbirinden tamamen bağımsız değildir. Boşanma davasıyla birlikte velayet, nafaka ve tazminat gibi talepler gündeme gelebilir; mal rejiminin tasfiyesi gibi bazı konular ise ayrıca ele alınabilir.

01

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi gerekir. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve tarafların boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumuna ilişkin düzenlemelerini uygun bulmalıdır. Kanun hâkime bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapma yetkisi de tanımıştır; bu değişikliklerin taraflarca kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Anlaşmalı boşanmada tarafların ikrarının hâkimi bağlamayacağına ilişkin genel kural uygulanmaz.

Tarafların mutabakatı yazılı bir anlaşmalı boşanma protokolüyle mahkemeye sunulur. Nafaka, tazminat, velayet ve çocukla kişisel ilişki gibi konuların protokolde açık şekilde düzenlenmesi önemlidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Mal rejiminin tasfiyesi ve malvarlığına ilişkin uyuşmazlıkların protokolde ayrıca düzenlenmesi mümkün olmakla birlikte, bu konuların her durumda anlaşmalı boşanmanın içinde kesin olarak çözümlenmesi zorunlu değildir. Somut olayın niteliğine göre mal rejimine ilişkin talepler ayrıca değerlendirilebilir.

02

Çekişmeli Boşanma

Eşlerin boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamadığı durumlarda çekişmeli boşanma davası gündeme gelir. Kanunun genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olmasıdır. Bu sebebe dayanılan davada davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda gösterilmiştir ve bir kısmı hak düşürücü süreye bağlıdır. Zinada ve hayata kast, pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranış hâllerinde dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle ise her zaman dava açılabilir. Terkte kanun ayrı bir usul öngörmüştür: ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam etmekte olması ile hâkim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması aranır; ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği bildirilir. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma ise, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluna bağlıdır.

Kanun bir de reddedilen dava sonrası fiilî ayrılık sebebini düzenlemiştir ve bu hüküm 14 Kasım 2024 tarihli değişiklikle yeniden yazılmıştır: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Değişiklik öncesinde bu süre üç yıldı; eski tarihli kaynaklarda yer alan üç yıllık süre güncel değildir.

Çekişmeli boşanma davalarında tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilir. Kusur durumu özellikle maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi bazı talepler bakımından önem taşıyabilir.

03

Aile Konutu

Eşlerin ortak yaşamlarını sürdürdükleri aile konutu, Türk Medeni Kanunu kapsamında özel olarak korunmaktadır. Aile konutu eşlerden yalnızca biri adına kayıtlı olsa dahi kanun üç ayrı yasak öngörmüştür: eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş de kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeriyle müteselsilen sorumlu olur.

Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir; bu şerh taşınmazın aile konutu niteliğinin üçüncü kişiler bakımından görünür hâle gelmesini sağlar.

Kanun aile konutuyla sınırlı olmayan bir koruma daha öngörmüştür. Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir; taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırırsa durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine re'sen karar verir.

Eşlerden birinin ölümü hâlinde ise ayrı bir imkân doğar: sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; aynı koşullarla ev eşyası üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasını da isteyebilir.

04

Soybağı ve Babalık Davaları

Soybağının reddi, babalık davası, tanıma ve tanımanın iptali gibi uyuşmazlıklar aile hukukunun önemli alanları arasındadır. Bu davalarda biyolojik ilişkinin tespiti bakımından genetik inceleme gibi delillere başvurulabilir. Bu alandaki süreler kısadır ve bir kısmı yakın tarihte değişmiştir. Soybağının reddi davasında dava hakkı 7 Kasım 2024 tarihli değişiklikle genişletilmiş, davayı kocanın yanında ananın ve çocuğun da açabileceği kabul edilmiştir. Süre bakımından koca, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde; ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa bir yıllık süre, o sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Babalık davasında ise ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer; buna karşılık çocuğun dava hakkını süreye bağlayan fıkra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve yeniden düzenlenmemiştir.

Adım adım süreç

Boşanma Süreci Nasıl İlerler?

01

Dava Öncesi Değerlendirme

Boşanma sürecinin başında evlilik birliğinin seyri, tarafların talepleri, varsa çocukların durumu ve mevcut belgeler birlikte değerlendirilir. Anlaşmalı boşanmanın mümkün olup olmadığı, çekişmeli dava açılacaksa hangi hukuki sebebe dayanılacağı, hangi taleplerin ileri sürüleceği ve yetkili mahkemenin belirlenmesi bu aşamada önem taşır.

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, kural olarak eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Dava öncesi bir adımın gerekip gerekmediği de bu aşamada belirlenir. Kanun, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı saydığı uyuşmazlıkları sınırlı olarak saymıştır: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklar ve komşu hakkı. Boşanma davası bu katalogda yer almaz; dolayısıyla boşanma davası açılabilmesi için önce arabulucuya başvurulmuş olması aranmaz.

02

Dava Dilekçesi ve Tedbir Talepleri

Dava dilekçesinde boşanma sebebi ile birlikte ileri sürülecek taleplerin açık ve hukuken doğru şekilde ortaya konulması önemlidir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan ve özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. Kanun bu önlemleri hâkimin takdirine değil görevine bağlamış ve ayrıca talepte bulunulmasını şart koşmamıştır; eşlerin mallarının yönetimi de bu önlemler arasında açıkça sayılmıştır.

Aile içi şiddet, tehdit veya benzeri risklerin bulunduğu durumlarda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler de ayrıca değerlendirilebilir.

03

Delillerin Toplanması ve Duruşmalar

Çekişmeli boşanma davalarında tarafların iddia ve savunmalarını destekleyen deliller toplanır. Tanık beyanları, yazılı belgeler, resmî kayıtlar ve somut olayın niteliğine göre diğer deliller değerlendirmeye alınabilir. Çocukların durumunu ilgilendiren uyuşmazlıklarda sosyal inceleme veya uzman değerlendirmesi yapılması da gündeme gelebilir.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi önemlidir. Kanun bu noktada takdire yer bırakmamıştır: hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu bir ihtimal değil kanuni bir yasaktır; böyle bir delilin elde edilmesi ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk da doğurabilir. Bu nedenle eşin haberi olmaksızın yapılan ses veya görüntü kaydı, mesajlarının izinsiz kopyalanması gibi yollarla toplanan malzeme, dosyaya sunulsa dahi hükme esas alınmaz.

04

Karar ve Kanun Yolları

Yargılama sonunda mahkeme boşanma talebi ile birlikte usulüne uygun şekilde ileri sürülen fer’i talepler hakkında karar verir. Karara karşı kanunda öngörülen şartlar ve süreler dâhilinde istinaf, koşulları bulunduğunda ise temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Boşanma kararının kesinleşmesi, evlilik birliğinin hukuken sona ermesi ve buna bağlı bazı sonuçların doğması bakımından önemlidir.

Kanun bu sonuçlardan üçünü açıkça düzenlemiştir. Boşanan kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim bu soyadını taşımasına izin verebilir. Miras bakımından boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Kadın bakımından ise evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz günlük bir bekleme süresi öngörülmüştür; bu süre doğurmakla sona erer, kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde ise mahkeme süreyi kaldırır.

İki farklı yol

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar

Uzlaşmaya dayalı süreç

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasındaki temel fark, tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerindeki uzlaşma durumudur. Anlaşmalı boşanmada taraflar boşanma konusunda ortak iradeye sahiptir ve boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumu üzerinde anlaşırlar. Kanuni şartların yerine getirilmesi hâlinde süreç çekişmeli boşanmaya kıyasla daha kısa sürebilir.

Ancak hâkim tarafların hazırladığı protokolü otomatik olarak kabul etmek zorunda değildir. Özellikle çocuklara ilişkin düzenlemelerde çocuğun yararları esas tutulur. Hâkim gerekli gördüğü değişiklikleri tarafların kabulüne sunabilir.

Yargılamaya dayalı süreç

Çekişmeli Boşanma

Çekişmeli boşanmada ise boşanma sebebi, tarafların kusuru ve ileri sürülen diğer talepler yargılama kapsamında incelenir. Tanıkların dinlenmesi, delillerin toplanması, gerektiğinde uzman raporları ve tebligat işlemleri nedeniyle süreç daha uzun olabilir. Her iki dava türünde de kesin bir sonuç veya süre öngörmek mümkün değildir; yargılamanın seyri dosyanın özelliklerine göre değişir.

Kusurun tespiti çekişmeli davada yalnızca bir gerekçe unsuru değildir; kanun ona üç ayrı sonuç bağlamıştır. Maddi tazminat kusursuz veya daha az kusurlu tarafa, kusurlu taraftan istenebilme imkânı verir. Yoksulluk nafakasında talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması aranır. Mal rejiminin tasfiyesinde ise kural olarak artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olunur; ancak zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Boşanmanın mali sonuçları

Tazminat ve Zamanaşımı

Boşanmanın mali sonuçları yalnızca nafakadan ibaret değildir; kanun iki ayrı tazminat türü öngörmüştür ve ikisinin koşulları farklıdır. Maddi tazminat bakımından, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda bir para ödenmesini istemesidir. Yani maddi tazminatın ölçütü menfaat zedelenmesi ve kusur karşılaştırması, manevi tazminatın ölçütü ise kişilik hakkının saldırıya uğramasıdır.

Bu talepler süreye bağlıdır ve süre boşanma davasının kendisinden sonra işler: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle tazminat talebinin boşanma davasıyla birlikte mi yoksa ayrı bir davayla mı ileri sürüleceğinin erken belirlenmesi gerekir.

Karar ve sonrası

Kanun Yolları, Süreler ve Duruşma Aralığı

Karara karşı başvuru süreleri kısadır. İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır ve bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlara karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun, hangi kararların temyize açık olmadığını ayrıca saymıştır; bu nedenle hangi karara karşı hangi yolun açık olduğu her dosyada ayrıca belirlenir.

Yargılamanın uzaması bakımından da 2026 yılında yeni bir kural getirilmiştir: 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeye göre duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. Kanun bunun istisnasını da göstermiştir; işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

Çocuk odaklı yaklaşım

Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki

Çocuğun yararları esas tutulur

Türk Medeni Kanunu, velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararlarının esas tutulacağını belirtir. Uygulamada sık kullanılan "çocuğun üstün yararı" ölçütü ise kanunun lafzından değil, Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'den ve Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasından doğar. Çocuğun fiziksel, duygusal, sosyal ve eğitimsel ihtiyaçlarının hangi düzenleme altında daha sağlıklı karşılanabileceği bu çerçevede değerlendirilir.

Mahkeme; çocuğun mevcut yaşam düzenini, ebeveynlerle ilişkisini, ebeveynlerin bakım imkânlarını ve somut olaydaki diğer koşulları birlikte göz önünde bulundurabilir. Çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi elverdiğinde görüşünün alınması, ayrıca uzman değerlendirmesine başvurulması da mümkün olabilir.

Ortak velayet bakımından kaynağın doğru gösterilmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu'nun lafzına göre velâyet, boşanmada çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir ve kanun metninde "ortak velayet" adıyla bir kurum düzenlenmemiştir. Ortak velayete karar verilebileceği, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesine dayanılarak yargı kararlarıyla kabul edilmektedir; yani bu imkânın kaynağı kanun değil içtihattır ve somut olayda kabul edilip edilmeyeceği ayrıca değerlendirilir. Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir; mahkeme de boşanma veya ayrılığa karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Yani takdir, düzenlemenin yapılıp yapılmayacağında değil kapsamındadır. Kanun ayrıca mahkemenin kararında, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velâyetin değiştirilebileceğini ihtar edeceğini öngörmüştür. Tarafların farklı şehirlerde veya ülkelerde yaşaması, çocuğun okul dönemi ve yaşı gibi özellikler düzenlemenin kapsamını etkileyebilir.

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi artık icra müdürlükleri aracılığıyla değil, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri; bunların bulunmadığı yerlerde ise görevlendirilen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.

Koşulların daha sonra esaslı şekilde değişmesi hâlinde velayet veya kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi talep edilebilir.

Mali düzenlemeler

Nafaka Türleri ve Nafaka Talepleri

Boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarında nafakanın türüne göre farklı şartlar uygulanır. Kanun, boşanma davası açılmamış olsa dahi parasal katkı istenebilecek bir hâli ayrıca düzenlemiştir: ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş ayrı yaşama hakkına sahiptir; birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Tedbir nafakasıBoşanma veya ayrılık davası süresince eşlerin geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına yönelik geçici önlemler kapsamında gündeme gelir. Hâkim bu önlemleri re'sen alır; ayrıca talep edilmiş olması şart değildir.

İştirak nafakasıÇocuğun bakım, eğitim ve diğer giderlerine velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin katılmasına yöneliktir. Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.

Yoksulluk nafakasıBoşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanun burada iki noktayı açıkça belirlemiştir: nafaka süresizdir ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Yardım nafakasıBoşanmaya özgü bir nafaka türü değildir. Kanuna göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.

Nafaka miktarının belirlenmesinde nafakanın türü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ihtiyaçları, çocuğun giderleri ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınır. İştirak nafakasında kanun ölçütü ayrıca göstermiştir: miktar, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir, çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur ve nafaka her ay peşin ödenir. Kanun ödeme biçimini de düzenlemiştir: maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir; manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine ise karar verilemez.

Sona erme bakımından kanun ikili bir ayrım yapar. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Buna karşılık alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka kendiliğinden değil mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.

Malvarlığı ve tasfiye

Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı

Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın kendisinden ayrı değerlendirilmesi gereken teknik bir alandır. 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Ancak evlilik tarihi, malların edinilme zamanı ve eşlerin başka bir mal rejimi seçip seçmediği sonucu etkileyebilir.

Evlilik sırasında emek karşılığı elde edilen gelirlerle edinilmiş malvarlığı değerleri ile miras, bağış veya kişisel kullanıma özgü mallar aynı hukuki rejime tabi değildir. Bir taşınmazın, aracın veya başka bir malvarlığı değerinin yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, tasfiye bakımından tek başına belirleyici değildir. Malın edinilme tarihi ve finansman kaynağı başta olmak üzere birçok unsur değerlendirilir.

Rejimin çekirdeğini oluşturan üç kural, sonucu doğrudan belirler. Birincisi ispat kuralıdır: belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispatla yükümlüdür, hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır ve bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. İkincisi edinilmiş malın kapsamıdır: çalışmanın karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kuruluşlarının yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, edinilmiş malların yerine geçen değerler ve kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır. Üçüncüsü paylaşım oranıdır: her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve alacaklar takas edilir. Kanun bu oranın istisnasını da göstermiştir; zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Bunun yanında eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında o malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur; bu alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Sona erme anı da ayrıca düzenlenmiştir ve uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biridir: mahkemece boşanma sebebiyle sona erdirilmeye karar verilmesi hâlinde mal rejimi, kararın kesinleşme tarihi değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

Mal rejiminin tasfiyesinde tapu kayıtları, banka hareketleri, kredi kayıtları, satış belgeleri ve ödeme kayıtları gibi belgeler önem taşıyabilir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler boşanma davasından ayrı olarak ileri sürülebilir. Boşanma davasıyla birlikte açılmış olmaları hâlinde, tasfiye bakımından boşanma hükmünün kesinleşmesi önem taşır.

Yurt dışı bağlantılı evliliklerde evlilik mallarına uygulanacak hukuk ayrıca MÖHUK hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir. Kanunda eşlere belirli sınırlar içinde hukuk seçme imkânı tanınmış olup taşınmazların tasfiyesi bakımından da özel bağlama kuralları bulunmaktadır.

Uluslararası dosyalar

Yabancı Uyruklu Eşler ve Yurt Dışı Bağlantılı Boşanma

Eşlerden birinin veya her ikisinin yabancı uyruklu olması, tek başına Türkiye’de boşanma davası açılamayacağı anlamına gelmez. Ancak yabancılık unsuru bulunan dosyalarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve uyuşmazlığa uygulanacak hukuk ayrıca incelenmelidir. Alanya gibi yabancı uyruklu eşlerin ve yurt dışında yaşayan tarafların yoğunlaştığı yerlerde bu inceleme, uygulanacak hukukun belirlenmesi ile yabancı belge ve tebligat adımlarının birlikte gündeme gelmesi nedeniyle sürecin başında yapılır.

MÖHUK kapsamında boşanma ve ayrılıkta öncelikle eşlerin müşterek millî hukuku; eşlerin farklı vatandaşlıklara sahip olması hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, bunun da bulunmaması hâlinde Türk hukuku gündeme gelir. Mal rejimi bakımından ise boşanmadan farklı bağlama kuralları uygulanır.

Yurt Dışında Verilen Boşanma Kararları

Yurt dışında verilen bir boşanma kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurması bakımından izlenecek yol kararın niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması veya icra edilebilir hâle gelmesi için şartları bulunduğunda tanıma veya tenfiz yoluna başvurulabilir.

Bunun yanında 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi kapsamında, yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen evliliğin sona ermesine ilişkin bazı kararların gerekli şartların sağlanması hâlinde idari yolla aile kütüğüne tescili de mümkün olabilir.

Hangi yolun uygun olduğu; yabancı kararın içeriğine, kesinleşme durumuna, kararın yalnızca medeni hâle mi yoksa nafaka, velayet veya başka sonuçlara da mı ilişkin olduğuna ve diğer şartlara göre değerlendirilmelidir.

Yurt Dışından Belgeler ve Tebligat

Yurt dışı bağlantılı aile hukuku uyuşmazlıklarında belgelerin temini ve tebligat süreçleri de önem taşır. Yabancı ülkede düzenlenmiş belgeler bakımından belgenin türüne, düzenlendiği ülkeye ve uygulanabilecek uluslararası sözleşmelere göre apostil, konsolosluk tasdiki, tercüme veya başka doğrulama işlemleri gerekebilir.

Yurt dışında yaşayan taraflara yapılacak tebligatlar ilgili uluslararası sözleşmeler ve mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütüldüğünden, süreç iç hukukta yapılan olağan bir tebligata göre farklılaşabilir. Türkçe bilmeyen tarafların bulunduğu yargılamalarda tercüman kullanılması gerekebilir.

Yurt dışında düzenlenecek vekâletnamelerin şekli bakımından da düzenlendiği ülke ve yapılacak işlem dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte özellikle anlaşmalı boşanma gibi hâkimin tarafları bizzat dinlemesini gerektiren işlemlerde yalnızca vekâletname düzenlenmiş olması kişisel katılım zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Uluslararası Velayet ve Çocukların Yurt Dışında Bulunması

Çocuğun farklı bir ülkede yaşadığı veya taraflardan biri tarafından başka bir ülkeye götürüldüğü dosyalarda velayet ve kişisel ilişki meseleleri milletlerarası hukuk boyutu kazanabilir. Çocuğun mutad meskeni, ilgili devletler arasında yürürlükte bulunan uluslararası sözleşmeler ve somut olayın özellikleri önem taşır. Uluslararası çocuk kaçırma iddialarında ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ilgili sözleşmeler ve 5717 sayılı Kanun kapsamında özel prosedürler gündeme gelebilir.

Değerlendirme ölçütleri

Aile Hukuku Sürecinde Değerlendirme Ölçütleri

Aile hukuku uyuşmazlıklarında izlenecek yol, dosyanın özelliklerine göre belirlenir. İlk değerlendirmede tarafların talepleri, mevcut belgeler, varsa çocukların durumu ve uyuşmazlığın yurt dışı bağlantısı birlikte ele alınabilir.

Boşanmanın anlaşmalı veya çekişmeli şekilde yürütülmesi, dava sırasında talep edilebilecek geçici önlemler, velayet ve nafaka talepleri ile mal rejimine ilişkin konuların hangi aşamada ileri sürüleceği dosya özelinde değerlendirilir.

Yabancı uyruklu tarafların bulunduğu dosyalarda uygulanacak hukuk, yabancı belgelerin kullanılması, uluslararası tebligat ve yabancı kararların Türkiye’de sonuç doğurmasına ilişkin işlemler ayrıca önem taşır.

Büronun faaliyet gösterdiği alanlar arasında aile hukukundan doğan uyuşmazlıklar yer almaktadır. Görüşme talebi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Merak edilenler

Sık Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma için hangi şartlar gerekir?

Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi gerekir. Tarafların boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumu konusunda anlaşmaları ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

Her dosya bakımından geçerli kesin bir süre vermek mümkün değildir. Delillerin kapsamı, tanıkların dinlenmesi, uzman incelemeleri, tebligat işlemleri, taraflardan birinin yurt dışında bulunması ve mahkemenin iş yoğunluğu gibi unsurlar yargılama süresini etkileyebilir. Bununla birlikte 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme duruşma aralığına bir üst sınır getirmiştir: duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

Velayet kararı verilirken hangi ölçütler dikkate alınır?

Kanunun lafzına göre ölçüt, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararlarının esas tutulmasıdır; uygulamada bu ölçüt "çocuğun üstün yararı" olarak da anılır ve dayanağı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'dir. Çocuğun yaşı, gelişimi, eğitim ve sosyal çevresi, mevcut bakım düzeni, ebeveynlerle ilişkisi ve ebeveynlerin bakım olanakları gibi unsurlar somut olay kapsamında birlikte değerlendirilir.

Boşanma davası devam ederken nafaka talep edilebilir mi?

Evet. Kanun bu konuda talep şartı aramamıştır: boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan ve özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır; tedbir nafakası da bu kapsamdadır. Talebin kapsamı ve miktarı tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Yurt dışında verilen boşanma kararı Türkiye’de geçerli olur mu?

Yabancı kararın Türkiye’de sonuç doğurması için izlenecek yol kararın içeriğine ve koşullara göre değişir. Tanıma veya tenfiz davası gerekebileceği gibi, şartları varsa 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesi kapsamında idari tescil yolu da değerlendirilebilir.

Boşanmada tazminat isteyebilir miyim?

Kanun iki ayrı tazminat türü öngörmüştür. Maddi tazminatı, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan isteyebilir. Manevi tazminatı ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan isteyebilir. Maddi tazminat ile yoksulluk nafakasının toptan veya irat biçiminde ödenmesine karar verilebilirken, manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Mal rejiminin tasfiyesi ne zaman istenir ve mallar nasıl paylaşılır?

Yasal mal rejimi 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejimidir. Boşanma sebebiyle sona erdirmeye karar verilmesi hâlinde mal rejimi, kararın kesinleşme tarihinden değil dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Paylaşımda kural, her eşin veya mirasçılarının diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olmasıdır; alacaklar takas edilir. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir ve kişisel malların gelirleri de edinilmiş maldır. Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa ayrıca değer artış payı alacağı doğar. Tasfiye talepleri boşanma davasından ayrı olarak da ileri sürülebilir.

Bu sayfadaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olayın koşulları farklı olduğundan, hukuki değerlendirme dosyaya özgü yapılmalıdır.
Sayfada yer alan bilgiler, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde, uzmanlık anlamına gelmemek üzere büronun faaliyet gösterdiği alanlar hakkında bilgi verilmesi amacıyla yayımlanmıştır; iş elde etme amacı taşımaz.
Bu sayfanın görüntülenmesi veya sayfada yer alan bağlantılar ile iletişim bilgileri üzerinden iletişim kurulması, avukat ile başvuran arasında vekâlet ilişkisi kurulduğu anlamına gelmez ve işin kabul edildiği anlamına gelmez.
Sayfadaki bilgiler ve süreler 6 Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata göre hazırlanmıştır. Mevzuat değişebileceğinden, süre hesabı her hâlde güncel kanun metnine göre yapılmalıdır.

Aile hukuku uyuşmazlıklarında izlenecek hukuki yol; tarafların taleplerine, mevcut delillere, çocukların durumuna ve uyuşmazlığın niteliğine göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle sürecin başında olayın tüm yönleriyle değerlendirilmesi, hak ve yükümlülüklerin doğru belirlenmesi ve gerekli işlemlerin süresi içinde yürütülmesi önem taşımaktadır.

Av. Merve Kartal'ın imzası

Merve Kartal

Avukat

WhatsApp Ara